SADECE TİCARET YAPMIYORUZ KİMLİĞİMİZİ DE İHRAÇ EDİYORUZ ,
Azerbaycan ve Türkiye arasındaki ekonomik, kültürel ve sosyal ilişkiler sürekli gelişmektedir. İki kardeş ülke arasındaki güven ve karşılıklı desteğe dayalı iş birliği, iş dünyasında da yeni fırsatlar yaratmaktadır.
Kültüre dokunan ekonomik bir köprü: "Sadece ticaret yapmıyoruz, kimliğimizi de ihraç ediyoruz"
Azerbaycan ve Türkiye arasındaki ekonomik, kültürel ve sosyal ilişkiler sürekli gelişmektedir. İki kardeş ülke arasındaki güven ve karşılıklı desteğe dayalı iş birliği, iş dünyasında da yeni fırsatlar yaratmaktadır.
Türkiye'de faaliyet gösteren Azerbaycanlı iş insanı Samirali Usuboğlu, Oxu.Az'a verdiği röportajda , bu ilişkilerin nasıl geliştiğini, ortaya çıkan fırsatları ve iş dünyasında karşılıklı ilişkilerin güçlendirilmesinin önemini anlattı.
Röportajı sunuyoruz:
- Hem Azerbaycan hem de Türkiye'nin iş ortamına aşinasınız. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin son yıllardaki gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yabancı iş insanlarının bu ilişkilerin güçlenmesinde nasıl bir rolü var?
- Azerbaycan ve Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler son yıllarda niteliksel olarak yeni bir aşamaya girmiştir. Bu, sadece kardeşliğe dayalı bir dostluk değil, aynı zamanda gerçek projelerle desteklenen stratejik bir ortaklığa dönüşmüş derin bir iş birliği modelidir. En önemlisi, bu ilişkiler yalnızca devlet düzeyinde kalmamakta, özellikle Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı iş insanları, Azerbaycanlılar ve Azerbaycan'da faaliyet gösteren Türk iş insanları, bu ilişkilerin gelişmesinde lokomotif rol oynamaktadır. Sadece sermaye yatırmakla kalmayıp, iki ülkenin iş kültürünü, pazar ihtiyaçlarını ve insan kaynaklarını da birbirine aktarmaktadırlar.
- Türkiye'de faaliyet gösteren bir Azerbaycanlı iş adamı olarak, bu ülkede Azerbaycanlı yatırımcılar için en çok hangi alanların gelecek vaat ettiğini düşünüyorsunuz?
- Son yıllarda bu fırsatlar daha da arttı. Gözlemlerime göre, özellikle birkaç alan öne çıkıyor. Öncelikle, Türkiye'deki emlak piyasası büyümeye devam ediyor. Özellikle İstanbul, İzmir, Antalya gibi şehirlerde hem konut hem de ticari projelere ilgi yüksek. Azerbaycan inşaat sektöründe deneyimli iş insanları burada kolayca yer bulabilir.
Türkiye aynı zamanda dünyanın en çok turist çeken ülkelerinden biridir. Butik oteller, seyahat acenteleri, restoran zincirleri ve bölgesel odaklı tematik turizm projeleri Azerbaycanlı yatırımcılar için oldukça umut vericidir.
Ayrıca, Türkiye'nin tarım sektörü oldukça zengin ve modern teknolojilerin uygulanmasına büyük ihtiyaç var. Sera projeleri, organik üretim ve paketleme sektörleri hem iç pazar hem de ihracat için uygun. Teknolojik ekosistem, özellikle İstanbul ve Ankara gibi şehirlerde hızla büyüyor. Azerbaycan gençleri arasında da bu alana büyük ilgi var. Ortaya çıkan teknolojik ürünler Türkiye pazarında test edilebilir ve daha sonra uluslararası pazara sunulabilir.
Aynı zamanda, Azerbaycanlı yatırımcılar ve iş insanları için yalnızca ekonomik değil, kültürel yatırımlar da önemlidir. Türkiye'de Azerbaycan'ı seven çok sayıda insan olmasına rağmen, halkın Azerbaycan kültürüne dair bilgisi hâlâ sınırlıdır. Kültür festivalleri, sanat sergileri, film ve müzik gösterimleri bu boşluğu doldurmak için özellikle önemlidir.
İş insanları olarak sadece ticareti değil, kültürel değerlerimizi ihraç etmeyi de düşünmeliyiz. Azerbaycan müziği, mutfağı, edebiyatı, halı dokumacılığı ve resim sanatı Türkiye'de daha iyi tanıtılmalı ve bu alanda ortak platformlar oluşturulmalıdır. Bu, hem iki halk arasındaki ilişkileri güçlendirecek hem de marka değeri olan bir kültür oluşturacaktır.
Dil kursları, uluslararası eğitim danışmanlığı ve öğrenci odaklı hizmetler de Azerbaycanlılar için başarılı olabilir. Türkiye'ye eğitim için gelen binlerce Azerbaycanlı öğrenci, bu alanda istikrarlı bir pazar oluşturmaktadır. Eğitim ve öğrenci odaklı hizmetler alanı, Azerbaycan'dan Türkiye'ye ve Türkiye'den Azerbaycan'a öğrenci akışına bağlı olarak sürekli büyüyen ve istikrarlı bir pazar haline gelmiştir. Hem eğitim kurumları hem de sosyal odaklı girişimler bu pazarda kendilerine yer edinirken, aynı zamanda kültürel bir köprü görevi de görmektedir. Azerbaycanlı yatırımcılar için bu alan sadece bir iş fırsatı değil, aynı zamanda stratejik ve kültürel değeri olan bir fırsattır.
Elbette, burada asıl önemli olan doğru analiz, hukuki destek ve yerel bir ortak bulmaktır. Tüm Azerbaycanlı iş adamlarına Türkiye'deki fırsatları ciddi bir şekilde araştırmalarını ve bu ülkeyi sadece bir "pazar katılımı" yeri olarak değil, aynı zamanda stratejik bir kalkınma platformu olarak görmelerini tavsiye ediyorum.
- Azerbaycan ve Türkiye arasında sadece ekonomik değil, aynı zamanda derin kültürel bağlar da var. İş insanları olarak kültürel ilişkilerin gelişmesine nasıl katkıda bulunuyorsunuz ve bu ilişkilerin ekonomik iş birliğine etkisi ne ölçüde hissediliyor?
- Her şeyden önce, dil, ortak değerler ve karşılıklı saygı, birlikte çalıştığımız her projede bizim için sağlam bir temel oluşturuyor. İster birlikte düzenlediğimiz sergiler, ister kültürel sponsorluk projeleri olsun, her biri iki kardeş halk arasında kültürel bir köprü görevi görüyor.
Ancak bu süreci daha da güçlendirmek için sanatçılarımızı ve yaratıcı insanlarımızı desteklemek gerekiyor. Büyük sanatçılarımız, şairlerimiz, müzisyenlerimiz ve ressamlarımız yalnızca bir dönemin yüzü değil, aynı zamanda halkımızın kültürel mirasının taşıyıcılarıdır. Türkiye'de tanıtılmaları, konserler, sergiler ve ustalık sınıfları aracılığıyla sunulmaları, hem sanata hem de ulusal kimliğe verilen değerin bir göstergesidir. Burada büyüklerimize, tanınmış aydınlarımıza ve kültür alanında etkili isimlere önemli bir görev düşüyor. Onlar sadece bu köprüyü açmakla yetinmemeli, aynı zamanda genç nesli de bu yolda ilerletmelidirler. Çünkü Azerbaycan kültürü sadece ülkemizde değil, kardeş Türkiye'de de parlamalı, yaşatılmalı ve gelecek nesillere aktarılmalıdır.
- İki ülke arasındaki farklı iş yaklaşımları ve ortak değerler, kişisel iş deneyiminizde nasıl kendini gösteriyor? İş insanları her iki pazarda da nasıl başarılı olabilir?
- Bu soru, iş dünyasında hem yerel hem de uluslararası deneyime sahip olanlar için çok önemlidir. İki ülke arasındaki iş yaklaşımlarındaki farklılıkları ve ortak değerleri anlamak, her iki pazarda da başarının temel koşullarından biridir. Kültürel farklılıkları öğrenmeli ve saygı duymalıyız. Yerel ortaklarla çalışırken, onların iş yapış biçimlerine uyum sağlamalıyız. Her iki ülkenin yasal ve ekonomik çerçevesini iyi bilmeliyiz. Uzman hukuk ve finans danışmanlarıyla çalışmalıyız. Yerel ilişkiler kurmalıyız. Ticaret odaları, fuarlar, iş forumları aracılığıyla güçlü yerel ağlar kurmalıyız. Ortak projelere ve iş birliklerine açık olmalıyız. Her iki ülkede faaliyet gösteren ortaklarla ortak projeler başlatmak markanızı güçlendirebilir. Dijital araçları ve teknolojiyi kullanalım. Çevrimiçi randevu sistemleri, CRM platformları ve e-ticaret araçlarıyla her iki pazarda da esnek bir şekilde çalışabilirsiniz.
- Sizce Azerbaycan gençleri ve yaratıcı insanlarının Türkiye'de kültürlerini tanıtmak için ne gibi fırsatları var? Bu platformların yaygınlaştırılması için neler yapılması gerekiyor?
- Türkiye, Azerbaycan gençliği için hem coğrafi hem de manevi açıdan çok elverişli bir platformdur. Tarihi ve kültürel yakınlık, ortak dil ve benzer değerler, burada daha hızlı kabul görmemizi sağlar. Özellikle üniversitelerde faaliyet gösteren Azerbaycan öğrenci dernekleri, kültürel etkinlikler aracılığıyla Türk dostlarımıza ulusal bayramlarımızı, mutfağımızı ve sanatımızı tanıtabilir.
Aynı zamanda sosyal medya da bu alanda çok güçlü bir araç. Gençlerimiz, TikTok, Instagram ve YouTube gibi platformlarda dans, müzik ve şiir aracılığıyla Azerbaycan kültürünü tanıtıyor. Her şeyden önce, örgütlenmeye ihtiyaç var. Yani, yaratıcı gençlerin ve kültürle ilgilenenlerin bir araya gelip ortak projeler üzerinde çalışması çok önemli. Örneğin, "Türkiye'de Azerbaycan Gençlik Kültür Platformu" adlı dijital bir dernek kurulabilir. Bu platform hem içerik üretebilir hem de gerçek etkinlikler düzenleyebilir.
Ayrıca, elçilikler, diaspora komiteleri ve diğer kurumlarla koordinasyon içinde çalışmak da önemlidir. Kültür geceleri, sergiler, film gösterimleri ve kitap tanıtımlarıyla yalnızca Türk toplumuna değil, uluslararası arenaya da ulaşabiliriz. Ayrıca, profesyonel tasarım, halkla ilişkiler ve sponsorluk fırsatlarının doğru şekilde organize edilmesi, bu çalışmaların sürdürülebilirliğini sağlayacaktır.
Elbette, Türkler genel olarak Azerbaycan kültürüne büyük bir sempati ve ilgi gösteriyor. Ortak tarih, dil ve değerler bizi birleştiriyor. Ancak bu tanışıklık bazen genel bilgi düzeyinde kalıyor. Derin bilgi, yani Azerbaycan müziğinin zenginliği, klasik edebiyatımızın gücü, halk sanatımızın incelikleri ve çağdaş sanatçılarımızın yaratıcılığı henüz tam olarak anlaşılamadı. Bu nedenle, yalnızca bilgilendirici değil, aynı zamanda duygusal bir bağ da kuran kültürel projelere ihtiyaç duyuluyor. Yani, izleyicinin hafızasında iz bırakan, Azerbaycan'ı duyguyla tanıtan etkinlikler. Ve bu ancak profesyonel bir yaklaşım ve stratejik iş birliği sayesinde mümkün olabilir.
- Kişisel deneyiminizde en etkileyici ve akılda kalıcı iş birliği olayı veya örneği nedir?
- Açıkçası, yıllar içinde birçok projeye katıldım, ancak asla unutamayacağım bir olay var. Türkiye'de Azerbaycan hakkında düzenlediğimiz ilk kültür sergisi sırasında gerçekleşti. O zamanlar hem başlatıcı, hem düzenleyici hem de sponsor bizdik. Sergiye Azerbaycan'ın farklı bölgelerinden zanaatkârlar, sanatçılar ve genç sanatçılar katıldı. Etkinliğin merkezinde ise halı ustalarımızdan biri halı dokuyordu.
Sergiye gelen yaşlı bir Türk hanımın gözyaşlarıyla anlattığı şu sözler en duygu dolu anlardan biriydi:
"Kültürünüz bana büyükannemin anlattığı masalları hatırlattı. Çok yakın ve tanıdık geldi..."
O an, sadece bir etkinlik düzenlemediğimizi, insanların kalplerinde bir tarih uyandırdığımızı fark ettim. Bu sadece bir halı dokumak değildi, anılar, ortak tarihimiz ve kültürel hafızamızdı. Bu projeden sonra, kültürle yapılan her çalışmanın ticaret ve reklamdan daha üstün bir değer taşıdığını fark ettim. Sadece bir ürünü tanıtmıyoruz, kimliğimizi, ruhumuzu da ortaya koyuyoruz. Ve bu çalışmanın değeri ve sonucu yıllarca hatırlanıyor.
İşte bu yüzden bundan sonraki tüm projelerimde o duyguyu, duygusal ve ruhsal bağı yaratmayı ana hedefim olarak belirledim.
DIĞER HABERLER
-
Azerbaycan’ın Devlet Sanatçısı Elnara Abdullayeva ile İftar Sofrasında Buluştuk
, -
Gözdeki Umut Derneği olarak Azerbaycan Bakü ziyaretimiz
, -
Gerçekleştirilen Projeler
, -
Samirali Usuboğlu: Değerli kadınlar, sizler değerlisiniz
, -
İki Kadın El Ele Verirse, Dünya Güzelleşir.
, -
SADECE TİCARET YAPMIYORUZ KİMLİĞİMİZİ DE İHRAÇ EDİYORUZ
, -
Gözdeki Umut Derneği’nden ASK Genel Sekreteri Sayın Ziya Hacılı’ya Ziyaret
,



